ÇİLER İLHAN

EN

Eserleri

Belek

LÜKSLER DAHİL

Güneye inmek için yazı beklemeye gerek yok. Antalya ve beldelerinde yıl boyu yapılacak çok şey var; baharda hava da muhteşem. Bir de; orada kesinlikle bir şeyler oluyor.

Yazı: Çiler İlhan

Geçen yaz "Antalya lüksü yeniden tanımlıyor" haberi yapıp şık görsellerle süslediğimizde biraz iddialı ve iyimser bulunmuş olabiliriz. Peki, odanızın internet şifresinin kızınızın adına ayarlanmış olması, turizmin bolca bira içen emekli Alman turistlere her şey dahil hizmetiyle bir tutulduğu bu bölgede lüksü ve "güney otelciliğini" yeniden tanımlamak değilse nedir?

Malum, bu yaz yüksek doluluk oranlarından ne yazık ki bahsedemiyoruz ama güneyin geleceğinin bu "kafayı" değiştirmekte olduğu su götürmez bir gerçek. Bölgede, 500'e yakın oda sayılarıyla kesinlikle kolay olmayan bir işe soyunup "özel dikim" servise gönül vermiş tesis sayısı henüz bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az fakat öncüler, Ian Schrager'lar hep lazım.

Antalya, hak etmediği bir şekilde birkaç aya sıkıştırılan sezonunu golf ve MICE (kongre, toplantı ve etkinlik sektörü) turizmiyle son on yıldır genişletmeye başladı. Yenilenen, güzelleşen Kaleiçi, dünya standardında golf sahaları, su parkları, binicilik merkezleri, rafting imkanı, şelaleleri, mağaraları, Olimpos'u, Beydağları Milli Parkı içinde yer alan, 2365 metresini harika bir teleferik yolculuğuyla çıkabileceğiniz Tahtalı Dağı, yamaç paraşütü gibi etkinlikleriyle ziyaretçilerine otelden çıkınca da yapılacak çok şey olduğunu anlatmak ve sunmak durumunda olduğunun bilincinde. Bunu da hakkıyla yapmaya çalışıyor.

Birkaç öncü otel ise kişiye özel servisi bu dev tatil makinesinin içine zarafetle yerleştirmeye başladı. Yazı erkenden getirmek amacına sahip biz çekirdek ailenin hayatına, Belek'in yolunu tutmadan birkaç gün önce bir Galina hanım girdi. Maxx Royal Belek Golf Resort'taki kalışımız boyunca tek kontağımız olacak MaxxAsistanımız imiş kendisi. İyi ki aramış; yoksa çok tatlı yiyince hiç de tatlı olmayan bir şekilde kaşınan kızımız, "hoşgeldiniz" ya da "iyi uykular" ikramlarında verilecek şeker ve çikolatalarla amansız bir savaşa girişmek zorunda kalacaktı ki beş yaşında bir çocuk için çok da eğlenceli bir mücadele değil. Otelin çocuk dostu olduğunu duymuştuk ama Eva, odasında tam ayağına göre pembe terlikler, pespembe bir bornoz ve ona özel banyo malzemeleri bulunca "kaç gün kalacaktık burada?" sorularına başladı süreyi uzatma manevraları eşliğinde (evet kurnazdır). Ana restorandaki özel bölümde, masada yetişkin sandalyelerinin yanında kendi boyuna uygun masa ve sandalyeler bulunca ise bunun neden her gittiğimiz restoranda yapılmadığını sorguladı (haklı). Azure Asia restoranda Teppanyaki keyfi ile deniz kıyısında, beyazlara bürünmüş, tatil hissini iliklerinize kadar hissettiren deniz mahsulleri restoranı Ocean's benim gurmelerden tam not aldı -ki Akatlar'daki kasabından alınmayan bonfileye bonfile demeyen bir küçük hanımdan ve babası yıllarca Chaîne des Rôtisseurs'e başkanlık yapmış, akşam yemeğinde kuzunun sosu üstüne bir saat konuşulabilen bir aileden gelen bir eşten bahsediyoruz. Benim kendimden geçtiğim nokta ise elbette Chocolatier Tea and Coffee Bar oldu; incirli makaron! Ne harika bir tat.

Hamamın unisex olmasıyla da bize gün doğdu! Giydik peştemalleri; şık ve tertemiz hamamdan bizi iki saatte çıkarabilene aşk olsun. Bir de; ailece ilk golf dersimizi aldık. Kendimi şaşırtarak topu ilk vuruşta ıskalamadım ama yanımda ısınma atışları yapan son derece şık Alman golfçülere bakarak ustalığa erişene dek biriktirdikleri sabra bir kez daha sonsuz saygı duydum. Colin Montgomerie tasarımlı golf sahası Montgomerie Maxx Royal, 104 hektarlık bir alana yayılmış. Sekiz gölü, green başına ortalama 600 metrekaresiyle son üç yıldır Turkish Airlines Open dahil pek çok turnuvaya ev sahipliği yapıyormuş. Eva ile Timur golfte benden daha iyi çıktılar itiraf etmek gerekirse; golfseverler için burası cennet. Ben ise konsantrasyon işini yogaya bıraksam daha iyi olacak.

Otelin felsefesi, Maxx Royal'in Belek ve Kemer'deki mülklerinin direktörü Burak Türkeri'den öğrendiğime göre "şaşırtmak ve şımartmak"mış. Kesinlikle şımardık; şaşırdık da. Bununla birlikte evde valizi açtığımda "yemek yapmak" için kendi cüce bakım ürünleri yetmezmiş gibi banyodan şampuan, köpük, sabun ne bulduysa toplamış olan küçükhanım beni bir posta daha şaşırttı. Utanıp kırmızı telefonumu kullandım ve odayı nasıl "tertemiz" bıraktığımızı anlattım Galina'ya. "Daha lazımsa göndereyim!" dedi. "Yok siz zahmet etmeyin, biz yine geliriz," dedim. maxxroyal.com

(Condé Nast Traveller Türkiye, Nisan 2016)